Hz. Hüseyn'in (a.s) Savaş Başladığında Ashabına Hitaben Buyurduğu Söz
İmam Hüseyin (a.s) umuma konuşma yaptıktan, ve Ömer b. Sa'd'la konuşup kendi ordusuna döndükten sonra, Ömer b. Sa'd ordusundan dışarı çıkıp İmam Hüseyin (a.s)'ın çadırlarına doğru bir ok attı ve ordusuna şöyle hitap etti:
"Emir İbn-i Ziyad'ın yanında, Hüseyin b. Ali'nin çadırlarına oku ilk atanın ben olduğuma dair şehadette bulunun."
Kûfe halkı, bu sahneyi görür görmez, İmam Hüseyin (a.s)'ın çadırlarını ok yağmuruna tuttular. Düşman tarafından atılan bu oklar yağmur gibi İmam Hüseyin (a.s) ve ashabının çadırlarına yağmaya başladı. Ashabdan bedenine ok isabet etmemiş çok az kimsenin kaldığı naklediliyor.
İşte bu esnada İmam Hüseyin (a.s) yaranlarına şöyle buyurdu:
"Ey yüce insanlar! Kendisinden kurtulması mümkün olmayan ölüme hazırlanın şüphesiz ki bu oklar, onların sizlere gönderdikleri ölüm elçileridir. Allah'a and olsun ki siz insanlarla cennet ve cehennem arasında ancak ölüm (küprüsü) vardır; bu köprü sizleri cennet'e onları ise cehenneme götürür."[14]
"Lühuf kitabının naklettiğine göre bu hengamede İmam (a.s)'ın ashabı genel bir saldırıya geçtiler. Böylece hak ve batıl ordusu arasında şiddetli bir savaş vuku buldu. Bu saldırı sona erip, toz toprak çöktüğünde İmam (a.s)'ın ashabından 50 kişinin şehid düştüğü görüldü."
İmam Hüseyin (a.s), yaranlarının hayatlarının en son anlarında onları, seçtikleri şehadet ve fedakârlık yolunda teşvik ediyordu. Vedalaşma vakti veya katligahda ve onların kana boyanmış yarım canlı bedenlerinin yanında hazır olup gönül okşayıcı sözlerle onlara moral veriyordu. O zor şartlarda İmam Hüseyin (a.s)'ın her söz ve davranışı bu şahısların gönüllerine çok tesir ediyordu, ve tasavvuru mümkün olmayacak kadar ashabını manevi yönden güçlendiriyordu. Bu makalenin hacminin büyümemesi için onları nakletmekten vazgeçtik. Kerbela vakıasını daha ayrıntılı bir şekilde okumak isteyen muhterem okuyucular bu mevzuda yazılan kitaplara müracaat edebilirler.
Vedalaşma Vakti
İmam Hüseyin (a.s)'ın son vedalaşması, kendisi, ailesi ve İmam Seccad (a.s) için Aşura gününün en zor anlarından ve en şiddetli dakikalarındandı. Çünkü Peygamber'in torunları görüyorlardı ki, şimdi bütün yiğitlerin şahadetinden sonra yegane sığınak ve önderleri olan İmam Hüseyin (a.s) da artık dönüşü olmayan ayrılık için hazırlanıyor... Ondan sonra bu çölde ne yapsınlar, bu gurbette ve kimsesizlikte kimden yardım umsunlar. Düşmanın saldırısına karşı savunma gücü olmayan Peygamber'in Ehl-i Beyt'inin hanımları ve çocuklar kendilerini nasıl savunsunlar ve kime başvursunlar?... Diğer taraftan da şefkatli, merhametli ve gayret ve cesaret mazharı olan İmam Hüseyin (a.s), aile fertlerinin ağlama seslerinin yükseldiğini duyuyordu. Savunmasız kalan çocukların, kızların bir güven, bir barınak aradıklarını veya susamışlık neticesinde ıstırap içerisinde kıvrandıklarını görüyordu.
Bu yürek yakıcı acı sahneyi gören İmam Hüseyin (a.s) son olarak ailesiyle vedalaşmaya gittiğinde onları sabra ve uzur (bedenin her tarafını kaplayan bir çeşit örtü) örtmeye davet edip şöyle buyurdu:
"Zor ve gamlı günler için hazırlanın ve bilin ki Allah-u Teâla, sizi yakın bir zamanda düşmanların şerrinden kurtaracaktır, akıbetinizi hayra dönüştürecektir, düşmanınızı azaplara duçar kılacaktır. Bu zorluk ve musibetlere karşılık da size çeşitli nimet ve kerametler bağışlayacaktır. Öyleyse şikayet etmeyin ve değerinizi düşürecek şeyler ağzınıza almayın."[15]
Kerbela Katligahından Evrensel Mesaj
Harezmî diyor ki: İmam Hüseyin (a.s), aralıksız düşmana saldırıp şiddetle savaşıyordu, her saldırısında düşmandan bazılarını yere seriyordu. Bu esnada aniden düşman ona ruhî bir darbe vurup onu mağlup etmeye karar verdi ve bu maksatla İmam'la çadırların arasına girerek hamleyi çadırlara doğru yöneltti.
Bu esnada İmam Hüseyin (a.s) yüksek bir sesle şöyle feryat etti:
"Ey Ebu Süfyan ailesine uyanlar! Eğer dininiz yok, kıyamet gününden de korkmuyorsanız, hiç olmazsa en azından dünyanızda hür kişiler olun. Eğer arap olduğunuzu iddia ediyorsanız (nitekim de böyle düşünüyorsunuz) hasebinize dönün ve insanlık şerefinizi koruyun."[16]
Şimr cevaben "Ya Hüseyn! Ne söylüyorsun?dedi. İmam (a.s) ona cevabında şöyle buyurdu:
"Ben sizinle, siz de benimle savaşıyorsunuz, bu kadınların bir suçu yoktur. Ben hayatta olduğum müddetçe yağmacılarınızı ehl-i beytime saldırmaktan alı koyun."
Şimr: "Ey Fatıma'nın oğlu! Bu isteğini kabul ediyoruz." dedi
Şimr daha sonra ordusuna şöyle seslendi: "Hüseyn'in haremine saldırmaktan sakının, saldırılarınızı O'nun kendisine yöneltin. Canıma andolsun ki O kerim bir rakiptir."
İmam Hüseyin (a.s)'ın bu sözü gerçi zahirde Aşura günü namertçe çadırlarına saldırıya geçen Kûfe halkına hitaben irad edilen bir hitabedir. Ama hakikatte, Kerbela katligahından her asırda bütün insanlara söylenilen umumi ve evrensel bir mesajdır.
İnsan, ilahi kanun ve semavî düsturlara bağlı olmasa bile en azından kendi hürriyetini, yiğitliğini korumalı ve insanlar arasında geçerli olan kanun-kurallara uymalıdır.
İmam Hüseyin (a.s)'ın Son Münacatı
Misbah'ül Müteheccid ve İkbal kitaplarının naklettiğine göre İmam Hüseyin (a.s), hayatının en son anlarında gözlerini açıp göğe doğru baktı ve son olarak alemlerin Rabb'iyle şöyle münacatta bulundu:
"Ey kendisinden başka ilah olmayan Allah! Senin kaza ve kaderinin karşısında sabrediyorum. Ey imdat dileyenlerin imdatçısı! Benim senden başka bir Rabbim, bir mabudum yoktur. Senin hükmüne ve takdirine sabrediyorum. Ey yardımcısı olmayan! Ey daimi olup sonu olmayan! Ey ölüleri dirilten! Ey herkese ameliyle karşılık veren Allah! Benimle bunların (Kûfe halkının) arasında sen hükmet. Zira sen hükmedenlerin en hayırlısısın."
İmam Hüseyin (a.s) daha sonra yüzünü toprağa koyarak şöyle dedi:
"Allah'ın adıyla, Allah'ı anarak, Allah'ın yolunda ve Resulullah'ın dini üzere (dünyadan ayrılıyorum.)"[17]
___________________
Kaynakça:
[1] - Taberi, c. 7, s. 308. Kamil, c. 3, s. 282. Harezmî, c. 1, s. 234
[2] - Nur'üs-Sakaleyn, c. 4, s. 221. Bihar'ül-Envar, c. 10, s. 188
[3] - Tühaf'ül-Ukul, s. 174. Taberi, c. 7, s. 300. Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 5. Lühuf, s. 69
[4] - Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 245
[5] - Ensab-ül Eşraf, c. 3, s. 185. Taberi, c. 7, s. 319. Kamil, c. 3, s. 285. İrşad, s. 240
[6] - Bu söz "Nefes'ül-Mehmum" kitabından nakledilmiştir
[7] - Kamil-üz Ziyarat, s. 37
[8] - Belağet'ül-Hüseyn, s. 190
[9] - Taberi, c. 7, s. 327. İbn-i Asakir, s. 211. Kamil, c. 3, s. 287. İrşad-ı Mufid, s. 233
[10] - Taberi, c. 7, s. 328. Kamil, c. 3, s. 287. İrşad-ı Mufid, s. 234. Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253
[11] - Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253
[12] - Ensab-ül Eşraf, c. 3, s. 188
[13] - Bu hutbe az bir farkla Tühaf'ül-Ukul, s. 171 de, Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 7-8 de, Lühuf, Maktel-i Avalim ve Tezkiret-ül Havas kitablarında nakledilmiştir. Fakat biz Maktel-i Harezmi'den naklettik.
[14] - Lühuf, 89. Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 9
[15] - Maktel-i Mukarrem, s. 337
[16] - Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 33
[17] - Lühuf, s. 110
İmam Hüseyin (a.s) umuma konuşma yaptıktan, ve Ömer b. Sa'd'la konuşup kendi ordusuna döndükten sonra, Ömer b. Sa'd ordusundan dışarı çıkıp İmam Hüseyin (a.s)'ın çadırlarına doğru bir ok attı ve ordusuna şöyle hitap etti:
"Emir İbn-i Ziyad'ın yanında, Hüseyin b. Ali'nin çadırlarına oku ilk atanın ben olduğuma dair şehadette bulunun."
Kûfe halkı, bu sahneyi görür görmez, İmam Hüseyin (a.s)'ın çadırlarını ok yağmuruna tuttular. Düşman tarafından atılan bu oklar yağmur gibi İmam Hüseyin (a.s) ve ashabının çadırlarına yağmaya başladı. Ashabdan bedenine ok isabet etmemiş çok az kimsenin kaldığı naklediliyor.
İşte bu esnada İmam Hüseyin (a.s) yaranlarına şöyle buyurdu:
"Ey yüce insanlar! Kendisinden kurtulması mümkün olmayan ölüme hazırlanın şüphesiz ki bu oklar, onların sizlere gönderdikleri ölüm elçileridir. Allah'a and olsun ki siz insanlarla cennet ve cehennem arasında ancak ölüm (küprüsü) vardır; bu köprü sizleri cennet'e onları ise cehenneme götürür."[14]
"Lühuf kitabının naklettiğine göre bu hengamede İmam (a.s)'ın ashabı genel bir saldırıya geçtiler. Böylece hak ve batıl ordusu arasında şiddetli bir savaş vuku buldu. Bu saldırı sona erip, toz toprak çöktüğünde İmam (a.s)'ın ashabından 50 kişinin şehid düştüğü görüldü."
İmam Hüseyin (a.s), yaranlarının hayatlarının en son anlarında onları, seçtikleri şehadet ve fedakârlık yolunda teşvik ediyordu. Vedalaşma vakti veya katligahda ve onların kana boyanmış yarım canlı bedenlerinin yanında hazır olup gönül okşayıcı sözlerle onlara moral veriyordu. O zor şartlarda İmam Hüseyin (a.s)'ın her söz ve davranışı bu şahısların gönüllerine çok tesir ediyordu, ve tasavvuru mümkün olmayacak kadar ashabını manevi yönden güçlendiriyordu. Bu makalenin hacminin büyümemesi için onları nakletmekten vazgeçtik. Kerbela vakıasını daha ayrıntılı bir şekilde okumak isteyen muhterem okuyucular bu mevzuda yazılan kitaplara müracaat edebilirler.
Vedalaşma Vakti
İmam Hüseyin (a.s)'ın son vedalaşması, kendisi, ailesi ve İmam Seccad (a.s) için Aşura gününün en zor anlarından ve en şiddetli dakikalarındandı. Çünkü Peygamber'in torunları görüyorlardı ki, şimdi bütün yiğitlerin şahadetinden sonra yegane sığınak ve önderleri olan İmam Hüseyin (a.s) da artık dönüşü olmayan ayrılık için hazırlanıyor... Ondan sonra bu çölde ne yapsınlar, bu gurbette ve kimsesizlikte kimden yardım umsunlar. Düşmanın saldırısına karşı savunma gücü olmayan Peygamber'in Ehl-i Beyt'inin hanımları ve çocuklar kendilerini nasıl savunsunlar ve kime başvursunlar?... Diğer taraftan da şefkatli, merhametli ve gayret ve cesaret mazharı olan İmam Hüseyin (a.s), aile fertlerinin ağlama seslerinin yükseldiğini duyuyordu. Savunmasız kalan çocukların, kızların bir güven, bir barınak aradıklarını veya susamışlık neticesinde ıstırap içerisinde kıvrandıklarını görüyordu.
Bu yürek yakıcı acı sahneyi gören İmam Hüseyin (a.s) son olarak ailesiyle vedalaşmaya gittiğinde onları sabra ve uzur (bedenin her tarafını kaplayan bir çeşit örtü) örtmeye davet edip şöyle buyurdu:
"Zor ve gamlı günler için hazırlanın ve bilin ki Allah-u Teâla, sizi yakın bir zamanda düşmanların şerrinden kurtaracaktır, akıbetinizi hayra dönüştürecektir, düşmanınızı azaplara duçar kılacaktır. Bu zorluk ve musibetlere karşılık da size çeşitli nimet ve kerametler bağışlayacaktır. Öyleyse şikayet etmeyin ve değerinizi düşürecek şeyler ağzınıza almayın."[15]
Kerbela Katligahından Evrensel Mesaj
Harezmî diyor ki: İmam Hüseyin (a.s), aralıksız düşmana saldırıp şiddetle savaşıyordu, her saldırısında düşmandan bazılarını yere seriyordu. Bu esnada aniden düşman ona ruhî bir darbe vurup onu mağlup etmeye karar verdi ve bu maksatla İmam'la çadırların arasına girerek hamleyi çadırlara doğru yöneltti.
Bu esnada İmam Hüseyin (a.s) yüksek bir sesle şöyle feryat etti:
"Ey Ebu Süfyan ailesine uyanlar! Eğer dininiz yok, kıyamet gününden de korkmuyorsanız, hiç olmazsa en azından dünyanızda hür kişiler olun. Eğer arap olduğunuzu iddia ediyorsanız (nitekim de böyle düşünüyorsunuz) hasebinize dönün ve insanlık şerefinizi koruyun."[16]
Şimr cevaben "Ya Hüseyn! Ne söylüyorsun?dedi. İmam (a.s) ona cevabında şöyle buyurdu:
"Ben sizinle, siz de benimle savaşıyorsunuz, bu kadınların bir suçu yoktur. Ben hayatta olduğum müddetçe yağmacılarınızı ehl-i beytime saldırmaktan alı koyun."
Şimr: "Ey Fatıma'nın oğlu! Bu isteğini kabul ediyoruz." dedi
Şimr daha sonra ordusuna şöyle seslendi: "Hüseyn'in haremine saldırmaktan sakının, saldırılarınızı O'nun kendisine yöneltin. Canıma andolsun ki O kerim bir rakiptir."
İmam Hüseyin (a.s)'ın bu sözü gerçi zahirde Aşura günü namertçe çadırlarına saldırıya geçen Kûfe halkına hitaben irad edilen bir hitabedir. Ama hakikatte, Kerbela katligahından her asırda bütün insanlara söylenilen umumi ve evrensel bir mesajdır.
İnsan, ilahi kanun ve semavî düsturlara bağlı olmasa bile en azından kendi hürriyetini, yiğitliğini korumalı ve insanlar arasında geçerli olan kanun-kurallara uymalıdır.
İmam Hüseyin (a.s)'ın Son Münacatı
Misbah'ül Müteheccid ve İkbal kitaplarının naklettiğine göre İmam Hüseyin (a.s), hayatının en son anlarında gözlerini açıp göğe doğru baktı ve son olarak alemlerin Rabb'iyle şöyle münacatta bulundu:
"Ey kendisinden başka ilah olmayan Allah! Senin kaza ve kaderinin karşısında sabrediyorum. Ey imdat dileyenlerin imdatçısı! Benim senden başka bir Rabbim, bir mabudum yoktur. Senin hükmüne ve takdirine sabrediyorum. Ey yardımcısı olmayan! Ey daimi olup sonu olmayan! Ey ölüleri dirilten! Ey herkese ameliyle karşılık veren Allah! Benimle bunların (Kûfe halkının) arasında sen hükmet. Zira sen hükmedenlerin en hayırlısısın."
İmam Hüseyin (a.s) daha sonra yüzünü toprağa koyarak şöyle dedi:
"Allah'ın adıyla, Allah'ı anarak, Allah'ın yolunda ve Resulullah'ın dini üzere (dünyadan ayrılıyorum.)"[17]
___________________
Kaynakça:
[1] - Taberi, c. 7, s. 308. Kamil, c. 3, s. 282. Harezmî, c. 1, s. 234
[2] - Nur'üs-Sakaleyn, c. 4, s. 221. Bihar'ül-Envar, c. 10, s. 188
[3] - Tühaf'ül-Ukul, s. 174. Taberi, c. 7, s. 300. Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 5. Lühuf, s. 69
[4] - Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 245
[5] - Ensab-ül Eşraf, c. 3, s. 185. Taberi, c. 7, s. 319. Kamil, c. 3, s. 285. İrşad, s. 240
[6] - Bu söz "Nefes'ül-Mehmum" kitabından nakledilmiştir
[7] - Kamil-üz Ziyarat, s. 37
[8] - Belağet'ül-Hüseyn, s. 190
[9] - Taberi, c. 7, s. 327. İbn-i Asakir, s. 211. Kamil, c. 3, s. 287. İrşad-ı Mufid, s. 233
[10] - Taberi, c. 7, s. 328. Kamil, c. 3, s. 287. İrşad-ı Mufid, s. 234. Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253
[11] - Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253
[12] - Ensab-ül Eşraf, c. 3, s. 188
[13] - Bu hutbe az bir farkla Tühaf'ül-Ukul, s. 171 de, Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 7-8 de, Lühuf, Maktel-i Avalim ve Tezkiret-ül Havas kitablarında nakledilmiştir. Fakat biz Maktel-i Harezmi'den naklettik.
[14] - Lühuf, 89. Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 9
[15] - Maktel-i Mukarrem, s. 337
[16] - Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 33
[17] - Lühuf, s. 110
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder