Hatib-i Harezmî'nin nakline göre, İmam Hüseyin (a.s), "Sa'd'a kendisiyle mülakat etmesi için bir mesaj gönderdi. İmam Hüseyin (a.s) gece vakti dostlarından yirmi kişiyle birlikte iki ordunun arasına dikilen çadıra doğru hareket etti. Kardeşi Ebu'l-Fazl ve oğlu Ali Ekber'den başka dostlarından hiçbir kimsenin çadıra girmemesini emretti. Ömer b. Sa'd da sayıları yirmiyi bulan dostlarına aynı şekilde emretti ve sadece oğlu Hafs ve özel kölesiyle birlikte çadıra girdiler.
İmam (a.s), bu mecliste Ömer b. Sa'd'a hitaben şöyle buyurdu: "Ey İbn-i Sa'd, benimle savaşmak mı istiyorsun? Dönüp de huzuruna varacağın Allah'dan korkmuyor musun? Halbuki benim, kimin oğlu olduğumu biliyorsun. Bunları (Benî Ümeyye'yi) bırakıp benimle olmak istemez misin? Oysa bu amel Allah rızasına daha yakındır."
Ömer b. Sa'd İmam (a.s)'a cevabında: "Bu durumda Kûfe'deki evimi yıkmalarından korkuyorum." dedi.
İmam (a.s): "Kendi paramdan sana ev yaptırırım" buyurdu.
Ömer İbn-i Sa'd: "Bağ ve hurmalıklarımı yağmalamalarından korkuyorum" dedi.
İmam (a.s): "Ben Hicaz'da, Kûfe'deki olan bağlardan daha güzel bağ ve hurmalıkları sana veririm." buyurdu.
Ömer b. Sa'd: Çoluk çocuğum Kûfe'dedir, onları öldürmelerinden korkuyorum" dedi.
İmam (a.s), onun boş yere bahane aradığını görünce, tövbe edip dönmesinden ümidini kesti ve şu cümleyi söyleyerek ayağa kalktı. "Allah seni öldürsün, kıyamet günü de günahlarından geçmesin; sana ne olmuş (bu kadar özür getirip söz kabul etmiyorsun?) Allah'a andolsun ki Irak buğdayından, Çok az bir miktar hariç sana hiçbir şeyin nasip olmayacağını Ümit ediyorum. (Yani Allah en yakın bir zamanda canını alsın.)"[4]
Ömer b. Sa'd da alay ederek: "Irak arpası bana yeter" dedi.
Hz. Hüseyin (a.s)'ın Tasua Günü İkindi Vaktinde Buyurduğu Sözler
Taberî'nin naklettiğine göre, dokuz muharrem perşembe gününün ikindi sularında Ömer-i Sa'd'ın saldırı emriyle Yezid'in ordusu harekete geçti. İmam Hüseyin (a.s) o saatte çadırın dışında kılıcına dayanıp hafif bir uykuya dalmıştı.
Zeyneb-i Kubra (a.s) Ömer-i Sa'd'ın ordusunun sesini duyup onların hareket ve kaynaşmalarını görünce İmam (a.s)'ın yanına gelip: "Kardeşim! Düşman çadırlara yaklaşmak üzeredir." dedi
Hz. Hüseyin (a.s) başını kaldırıp şöyle buyurdu:
Şimdi ceddim Resulullah'ı (s.a.a) uykumda gördüm ki bana şöyle buyurdu: "Torunum! En yakın bir zamanda benim yanıma geleceksin."[5]
Daha sonra Hazret kardeşi Ebu'l-Fazl'a şöyle buyurdu: "Kardeşim, canım sana feda olsun, atına bin de bunlarla mülakat et ve onların (bu hareketten) hedeflerinin ne olduğunu sor öğren."
İmam Hüseyin (a.s)'ın direktifleri doğrultusunda Ebu'l-Fazl, içlerinde Züheyr b. Kayn ve Habib b. Muzahir de bulunan yirmi kişiyle birlikte düşmana doğru hareket edip onların karşısında yer aldı ve onların bu hareketten hedeflerinin ne olduğunu sordu.
Ömer-i Sa'd'ın ordusu Hz. Ebu'l-Fazl'a cevabında: "Emir (İbn-i Ziyad)dan yeni bir hüküm gelmiştir; ya bi'at edersiniz veya hemen şimdi sizinle savaşa başlarız." dediler.
Hz. Ebu'l-Fazl, İmam Hüseyin (a.s)'ın huzuruna gelip onların sözünü Hz. Hüseyin'e ulaştırdı.
Hz. Hüseyin (a.s), Ebu'l-Fazl'a cevaben şöyle buyurdu: "Onların yanına dön, eğer becerebilirsen (bu gece mühlet al)savaşı yarına ertelet ve onları bu akşam bizden defet; (savaştan vazgeçir) tâ ki bu gece namaz kılalım, Rabbimize dua edelim ve Ondan mağfiret dileyelim. Çünkü ben namazı, Kur'ân okumayı ve fazla dua edip mağfiret dilemeyi çok seviyorum."
Hz Ebu'l-Fazl, Ömer-i Sa'd'ın yanına varıp bir gece mühlet istedi. Ömer-i Sa'd, bu teklifi kabul etmekte tereddüt içerisinde olduğu için mevzuu ordunun komutanlarına açıp onların görüşünü aldı... Nihayet çok konuşulduktan sonra Ömer-i Sa'd, Hz. Ebu'l Fazl'a şöyle cevap verdi: "Biz bu geceyi size mühlet veriyoruz, eğer teslim olup emirin (İbn-i Ziyad'ın) hükmüne boyun eğerseniz, sizi onun yanına götürürüz; aksi takdirde biz sizi kendi halinize bırakmayacağız. Sizin kaderinizi tayin eden savaş olacaktır."
Böylece İmam (a.s)'ın teklifi kabul edilip Aşura gecesi Hz. Hüseyin'e mühlet verilmiş oldu.
Hz. Hüseyin (a.s)'ın Aşura Günündeki Konuşması Ve En Son İmtihan
Hz. Hüseyin (a.s), Medine'den Kerbela'ya kadar yol boyunca ve çeşitli yerlerde şehid olacağını ilan etmişti ve dostlarına kendisinden ayrılıp gitmeleri için izin vermiş ve bi'atı onlardan kaldırmıştı. Aşura gecesinde, yine son olarak şehadet meselesini açık bir şekilde sözkonusu etmiştir. "Artık şehadet vakti ulaşmıştır, ben bi'atimi sizlerden kaldırdım. gecenin karanlığından yararlanıp kendi şehir ve memleketinize doğru hareket edin."[6]
Bu teklif, gerçekte İmam Hüseyin (a.s)'ın kendi ashabı hakkındaki en son imtihanıydı. Bu imtihanın neticesi İmam (a.s)'ın dostlarının aksülamelini yansıtan sözleriydi. Ashab'dan , her biri özel bir beyanla Hazrete vefalı kalacaklarını ve kanlarının en son damlasına kadar mukavemet edeceklerini ilan edip bu imtihandan yüzü ak ve başı yüce çıkmışlardır.
Şimdi İmam Hüseyin (a.s)'ın Ehl-i Beyt, yaran ve sadık dostlarından bir kaç kişinin verdiği cevaplarını naklediyoruz:
1- İmam Hüseyin (a.s)'ın konuşmasından sonra ilk konuşan Hazretin kardeşi Ali b. Abbas idi. Hz. Abbas şöyle dedi: "Allah böyle bir günü bize göstermesin ki biz seni yalnız bırakıp da şehrimize geri dönelim."
2- Bu konuşanlardan biri de "Müslim b. Avsece" idi; o da şöyle dedi: "Biz nasıl olur da sana yardımdan el çekeriz? Bu durumda Allah'ın huzurunda bir özrümüz olur mu? Allah'a and olsun ki mızrağımızla düşmanın kalbini yarmadıkça, kılıç elimde olduğu müddetçe onlarla savaşmadıkça senden ayrılmayacağım. Hiç savaş aracım olmasa bile canları yaratana canımı teslim edene dek taş ve kesekle onlara karşı savaşacağım."
3- İmam Hüseyn'in yaranlarından başka biri olan "Sâd b. Abdullah" da şöyle dedi: "Allah'a andolsun ki Allah'ın huzurunda peygamberin senin hususundaki hakkına riayet ettiğimizi sabit etmedikçe sana yardım etmekten vazgeçmeyeceğiz. Allah'a and olsun ki eğer yetmiş defa öldürüleceğimi ve bedenimi yakıp külümü tekrar dirilteceklerini bilsem yine de kesinlikle sana yardım etmekten vazgeçmeyeceğim ve her dirildikten sonra tekrar senin yardımına koşacağım. Halbuki ölümün bir defadan fazla olmadığını ve ondan sonra da Allah'ın sonsuz nimetinin olduğunu yakinen biliyorum."
Hz. Hüseyin (a.s), Benî Haşim, ashap ve yaranlarından bu aksülameli gördüğünde ve onların imamet makamına fedakarlıklarını, gösteren sözlerini duyduğunda onlara: "Allah hepinize iyi mükafat versin" şeklindeki cümleyle dua etmenin yanı sıra açıkça şöyle buyurdu: "Ben yarın öldürüleceğim, sizin hepiniz, hatta Kasım ve süt emen Abdullah bile benimle öldürülecektir."
Hazretin bütün dostları bu sözü duyar duymaz hep birlikte şöyle dediler: "Biz de yüce Allah'a şükrediyoruz ki sana yardım etmekle bize keramet verdi ve yanında öldürülmekle de bize izzet ve şeref bağışladı. Ey Peygamber'in torunu! Seninle cennette olmamıza niçin hoşnut olmayalım.?"
<<Devam Edecek>>
Kaynakça:
[1] - Taberi, c. 7, s. 308. Kamil, c. 3, s. 282. Harezmî, c. 1, s. 234
[2] - Nur'üs-Sakaleyn, c. 4, s. 221. Bihar'ül-Envar, c. 10, s. 188
[3] - Tühaf'ül-Ukul, s. 174. Taberi, c. 7, s. 300. Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 5. Lühuf, s. 69
[4] - Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 245
[5] - Ensab-ül Eşraf, c. 3, s. 185. Taberi, c. 7, s. 319. Kamil, c. 3, s. 285. İrşad, s. 240
[6] - Bu söz "Nefes'ül-Mehmum" kitabından nakledilmiştir
[7] - Kamil-üz Ziyarat, s. 37
[8] - Belağet'ül-Hüseyn, s. 190
[9] - Taberi, c. 7, s. 327. İbn-i Asakir, s. 211. Kamil, c. 3, s. 287. İrşad-ı Mufid, s. 233
[10] - Taberi, c. 7, s. 328. Kamil, c. 3, s. 287. İrşad-ı Mufid, s. 234. Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253
[11] - Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253
[12] - Ensab-ül Eşraf, c. 3, s. 188
[13] - Bu hutbe az bir farkla Tühaf'ül-Ukul, s. 171 de, Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 7-8 de, Lühuf, Maktel-i Avalim ve Tezkiret-ül Havas kitablarında nakledilmiştir. Fakat biz Maktel-i Harezmi'den naklettik.
[14] - Lühuf, 89. Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 9
[15] - Maktel-i Mukarrem, s. 337
[16] - Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 33
[17] - Lühuf, s. 110
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder