11 Kasım 2013 Pazartesi

Muharrem 2013 (10 Kasim Pazar 6. Akşam)

Mukavemete Çağrı 
İbn-i Kuleveyh ve Mes'udi'nin naklettiğine göre İmam Hüseyin (a.s), Aşura günü sabah namazını kıldıktan sonra, yüzünü namaz kılanlara çevirip Allah'a hamd-u sena ettikten sonra şöyle buyurdu: "Allah-u Teâla bu gün benim ve sizin ölümünüze izin vermiştir. Öyleyse sabredin (direnin) ve düşmana karşı savaşın."[7] 

Merhum Şeyh Saduk İmam Seccad (a.s)'dan şöyle naklediyor: "Aşura günü savaş şiddetlendiğinde ve baskı arttığında... İmam Hüseyin (a.s)'ın yaranlarından bazıları İmam Hüseyin'in (a.s) ilginç ve olağanüstü cesaretine hayret edip manevi ruhani simasına işaret ettikleri halde şöyle diyorlardı: "İmam Hüseyin (a.s)'a bir bakın, o ölümü asla önemsemiyor." 
İmam Hüseyin (a.s) onların bu sözünü duyunca kendi yaranlarına şöyle hitap etti: 
"Ey kerim zadeler! Sabırlı olun, ölüm, sizi sıkıntı ve mihnetten geçirip geniş cennet ve daimi nimetlere ulaştıran köprüden başka bir şey değildir. Hanginiz zindandan saraya gitmeyi sevmez?... Babam Resulullah (s.a.a)'dan nakleder ki: "Dünya mümine zindan, kafire ise cennettir. Ölüm, müminleri cennetlerine, kafirleri ise cehennemlerine ulaştıran bir köprüdür." Duyduğum söz haktır, yalan değil"[8] 
İmam Hüseyin (a.s), sabah namazını kıldıktan sonra meşhur kavle göre 72 kişiden müteşekkil ordusunun saflarını düzene koydu. Ordunun sağ kolunu Züheyr b. Kayn'a, sol kolunu Habib b. Müzahir'e, sancağı ise kardeşi Hz. Abbas'a verdi; kendisi ve Ehl-i Beyt'inden olan kişiler de ordunun merkezinde yer aldılar. 
Öte yandan Ömer b. Sa'd da ordusunun saflarını düzenlemekle meşguldü. İmam'ın (a.s) gözü düşmanın yığınca ordusuna ilişip karşısında sel gibi insanları görünce ellerini göğe doğru kaldırıp şu duayı okudu: "Allah'ım! Her gam ve kederde sığınağım, her sıkıntı ve zorlukta ümidim ve her musibette güvendiğim ve hazırlığım sensin. Kalpleri sarsan, kurtuluş yollarını kapatan, dostları kaçıran ve düşmanları sevindiren nice gam ve musibetleri sana şikayet ettim, başkalarından ümidimi kesip sana yöneldim ve sen o gam ve üzüntüyü giderdin, onları bertaraf ettin, her nimetin sahibi ve her dileğin nihayeti de sensin."[9] 
<<Devam Edecek>>

Kaynakça: 
[1] - Taberi, c. 7, s. 308. Kamil, c. 3, s. 282. Harezmî, c. 1, s. 234 
[2] - Nur'üs-Sakaleyn, c. 4, s. 221. Bihar'ül-Envar, c. 10, s. 188 
[3] - Tühaf'ül-Ukul, s. 174. Taberi, c. 7, s. 300. Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 5. Lühuf, s. 69 
[4] - Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 245 
[5] - Ensab-ül Eşraf, c. 3, s. 185. Taberi, c. 7, s. 319. Kamil, c. 3, s. 285. İrşad, s. 240 
[6] - Bu söz "Nefes'ül-Mehmum" kitabından nakledilmiştir 
[7] - Kamil-üz Ziyarat, s. 37 
[8] - Belağet'ül-Hüseyn, s. 190 
[9] - Taberi, c. 7, s. 327. İbn-i Asakir, s. 211. Kamil, c. 3, s. 287. İrşad-ı Mufid, s. 233 
[10] - Taberi, c. 7, s. 328. Kamil, c. 3, s. 287. İrşad-ı Mufid, s. 234. Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253 
[11] - Maktel-i Harezmî, c. 1, s. 253 
[12] - Ensab-ül Eşraf, c. 3, s. 188 
[13] - Bu hutbe az bir farkla Tühaf'ül-Ukul, s. 171 de, Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 7-8 de, Lühuf, Maktel-i Avalim ve Tezkiret-ül Havas kitablarında nakledilmiştir. Fakat biz Maktel-i Harezmi'den naklettik. 
[14] - Lühuf, 89. Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 9 
[15] - Maktel-i Mukarrem, s. 337 
[16] - Maktel-i Harezmî, c. 2, s. 33 
[17] - Lühuf, s. 110


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder