Bu yazıda,
Resulullah (s.a.a) ve Ehl-i Beyti'nden nakledilen ve hanımlar için bir takım
özel mesajlar taşıyan bazı hadisleri, kısa bir açıklamayla huzurunuza takdim
etmek istiyoruz
Bismillahirrahmanirrahim
Bu yazıda, Resulullah (s.a.a) ve Ehl-i Beyti'nden nakledilen ve hanımlar
için bir takım özel mesajlar taşıyan bazı hadisleri, kısa bir açıklamayla
huzurunuza takdim etmek istiyoruz. İnşaallah faydalı olur. Rabbim gereğince
amel etmeği nasip buyursun:
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kadın ilk çocuğunun kız olması onun uğurlu ve
bereketli olmasının (bir) alametidir." [1]
Ne kadar ilginçtir ki dinimiz ve dinimizin peygamberi, bugün toplumumuza
hakim olan kültür ve anlayışın tam tersine, kız çocuğu ve kız çocuğu doğuran
anneye olan bakış tarzını bu şekilde ortaya koymaktadır. Bu da bizim toplum
olarak, bir çok konuda olduğu gibi bu konuda da İslamî anlayıştan uzak
olduğumuzu ve cehaletten kaynaklanan âdet ve törelerden etkilendiğimizi
gösteriyor.
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kim üç kız çocuğunu veya üç bacıyı kefaleti
altına alır ve onların geçimini sağlarsa, cennet ona vacip olur." Ya
Resulallah, ikisi nasıl? diye sorulunca: "İkisi de' diye cevap verdi.
Birisi nasıl? diye tekrar sorulunca: "Birisi de' diye cevap buyurdular.
[2]
Resul-i Ekrem (s.a.a) yine şöyle buyurmaktadır: "Bir insanın bir kız
çocuğu olur da ona güzel bir terbiye ve talim verir ve Allah'ın verdiği
nimetleri ondan esirgemezse, bu onun ile cehennem ateşi arasında bir engel ve
perde olur." [3]
Bir diğer hadisinde şöyle buyurmuştur: "Bir kimsenin kız çocuğu olur
da ona eziyet etmez, küçümsemez ve erkek çocuklarını ondan üstün tutmazsa,
Allah bu tutumundan ötürü onu cennete götürür." [4]
İşte bu dinimizin bakış tarzı, o da toplumumuzda hakim olan cahiliyet
anlayışı. Allah bizi ve toplumumuzu ıslah eylesin.
Amellerin en üstünlerinden birisi, belki de en üstünü Allah yolunda cihad
etmektir; ondan da üstünü şehid düşmektir. Bildiğimiz sebeplerden dolayı
Allah-u Teala kadının üzerinden bu görevi kaldırmıştır. Ancak başka yollardan
bunu telafi etmiş ve mücahid erkeklere verilen sevaptan kadınları mahrum
bırakmamıştır. Ama nasıl? Bunu sevgili peygamberimizin dilinden dinleyelim:
Bir gün Resulullah (s.a.a) cihadın faziletinden bahsettikten sonra; kadının
biri Allah Resulüne: "Ya Resulullah, kadınların da bundan nasibi var
mıdır?" diye sorunca; buyurdu: "Evet kadın hamileliğinden doğum
yapıncaya kadar, Allah yolunda cihad eden mücahidin sevabını alır. Bu süre
içerisinde vefat ederse de şehid sevabını alır." [5]
İmam Rıza (a.s) Hz. Emir-ül Mû'minin (a.s)'dan şöyle nakletmiştir: "En
iyi kadınlarınız beş özelliğe sahip olan kimselerdir." "O beş özellik
nedir ya Emir-el Mû'minin?" diye sorulunca şöyle buyurdu:
a-) Hafif yüklü ve mihiri az olan,
b-) Yumuşak huylu ve güzel ahlaklı olan,
c-) Kocasına itaat eden,
d-) (Onun yüzünden) kocası öfkelendiğinde, onu razı
etmeden uyumayan,
e-) Kocası bir yere gittiğinde onun gıyabında onu
koruyan; (haysiyetine, malına kimseyi dokundurmayan) kadın."
Evet böyle bir kadın, Allah-u Teala'nın bir elemanıdır; Allah'ın elemanı
ise hiçbir zaman hüsrana uğramaz." [6]
Yukarıda da belirttiğimiz gibi Allah resmi cihaddan gerçi kadınları muaf
kılmıştır; ancak bunun sevabını başka yollardan telafi etmeği mümkün kılmış ve
bir anlama kadınlar için başka bir cihad meydanı belirlemiştir. Bu ise belki
zahirde kolay bir olay olarak düşünülebilir. Ancak derinlemesine düşünüldüğünde
kadının aile ortamında büyük görevleri ve ağır sorumlulukları bulunduğunu ve bu
görevlerini en iyi şekilde ve Rabb'imizin istediği ölçüde yerine getirdikleri
takdirde bu büyük sevaba nail olurlar. Şimdi bunu yine hadislerin dilinden
öğrenmeye çalışalım:
Hz. Emir-ül Mû'minin Ali (a.s) şöyle buyurmuştur: "Kadının cihadı,
kocasına karşı olan görevlerini en iyi şekilde yerine getirmek (ve onu hoşnut
etmesidir.)" [7]
Bir gün Ensar kadınlarından birisi olan Esma bint-i Yezid, ashabının
arasında bulunduğu bir sırada Resulullah'ın (s.a.a) huzuruna vardı ve şöyle arz
etti: "Anam, babam sana feda olsun; ben kadınların bir elçisi ve
temsilcisi olarak huzurunuza varmış bulunmaktayım. Canım size feda olsun, doğu
veya batıda bulunup da benim huzurunuza neden vardığımı duyan her kadın mutlaka
benimle aynı şeyleri paylaşacaktır. Arzım şudur ki:
Allah seni hak olarak bütün erkek ve kadınlara göndermiştir. Ve biz sana ve
seni gönderen Rabb'ine iman etmiş bulunuyoruz. Biz kadınlar, siz erkeklerin
evlerinde oturarak, sizlerin isteklerini yerine getirmekte ve evlatlarınızın
yükünü taşımaktayız. Siz erkekler ise Cuma namazı, cemaat namazı, hasta
ziyareti, cenaze merasimine katılma, haccetme ve hepsinden de önemlisi Allah
yolunda cihad etme gibi amellerle biz kadınlara üstün kılınmışsınız. Sonra
hacca, umreye veya sınırları korumaya çıktığınızda, elbiselerinizi dokuyan ve
çocuklarınızı eğiten yine bizleriz. O halde ey Allah'ın Resulü, sevap ve
mükafat açısından sizinle bir ortaklığımız var mı?"
Allah Resulü (s.a.a) o kadının bu sözlerinin ardından yüzünü asabına
çevirerek şöyle buyurdu: "Acaba bu kadının dini meselelerinden bu şekilde
sorması gibi güzel bir konuşma dinlediniz mi?" Ashap da "Ya
Resulallah, dediler biz bir kadının böyle konuşabileceğini sanmazdık."
Sonra Allah Resulü (s.a.a) kadına dönerek şöyle buyurdu: "Ey kadın, git ve
seni bekleyen kadınlara söyle ki, sizden her kim eşine karşı vazifelerini en
güzel şekilde yerine getirir ve onu hoşnut etmeğe çalışır ve ona itaat etmeğe
çalışırsa, erkeklerin alacağı o kadar sevabın hepsi ona da verilecektir."
Bunu duyan kadın sevinçli bir şekilde ve tekbir ve tehlil getirerek Allah
Resulü'nün huzurundan ayrıldı. [8]
İşte ilahi adalet buna derler. Kadın-erkek arasındaki eşitlik böyle mi
sağlanır, yoksa kadınlara da erkekler gibi, yaradılışları gereği
kaldıramayacakları bir takım ağır yüklerin ve sorumlulukların yüklenmesiyle mi?
Evet insanların amelleri, doğuracağı sonuçlar ile ölçülür; bu açıdan ise
görüldüğü gibi kadınlara da erkeklere verilen mükafatların aynısı verilecektir;
elbette vazifelerini yerine getirdikleri takdirde.
Bu mevzunun daha iyi pekişmesi ve bacılarımızın vazifelerini daha iyi
müdrik olabilmeleri için birkaç hadisi daha bu bölüme eklemek istiyoruz.
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Bir kadın vefat ettiğinde kocası ondan razı
ise, cennete girer." [9]
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Siz kadınlardan herhangi biri, evinde ev
işleriyle meşgul olması vasıtasıyla (iman ve ihlas şartıyla) mücahidlerin cihad
sevabını alır inşallah." [10]
Yine şöyle buyurmuştur: "Bir kimse, hanımının kötü ahlakına
sabrederse, Allah ona Hz. Eyyub'a belalara sabretmesinin sevabını verir. Bir
kadın da kocasının kötü ahlakına sabrederse, Allah ona Asiye bint-i Mezahim'in
sevabının aynısını verir." [11]
Bir kişi Resulullah'ın yanına gelerek şöyle dedi: "Benim bir eşim var
ki eve girdiğimde beni karşılar, evden çıktığımda uğurlar. Beni üzüntülü
gördüğünde ise, nedir seni üzen? der; eğer geçim ve rızk sıkıntısı ise, buna
kefil olan var (yani Allah rızka kefildir; bilahare bir çıkış yolu
bulunacaktır.) Eğer seni sıkan, rahatsız eden şey, ahiret endişesi ise, Allah
bu sıkıntını artırsın (yani ahiret düşüncen çok olsun ki ona kendini
hazırlayasın)." Bunu dinleyen Allah Resulü (s.a.a) şöyle buyurdu:
"Allah'ın bir çok (özel) elemanları vardır ki bu kadın da onlardandır.
Allah ona bir şehidin yarı sevabını verecektir." [12]
İmam Cafer-i Sadık (a.s)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Medine'li
Müslümanlardan bir kişi bazı işleri için (yolculuğa) çıktı. Çıkarken hanımından
o dönünceye kadar evden bir yere çıkmaması için söz aldı. Bu arada kadının
babası hastalandı. O birisini Resulullah'a göndererek, kocasının yolculuğa
çıktığını ve dönünceye kadar evden çıkmaması için söz aldığını, fakat bu arada
babasının hasta olduğunu ve babasını ziyaret için izin verip vermediğini
Resulullah'a sordu. Allah Resulü cevaben: "Hayır, evinde otur ve
kocana itaat et." buyurdu. Bilahare babası vefat etti. Bu sefer kadın
gidip de babasına namaz kılması için izin istedi. Allah Resulü yine:
"Evinde otur ve kocana itaat et." buyurdu. Böylece kadının babası
defnedildi. Bu sefer Allah Resulü birisini kadına yollayarak şu mesajı iletti:
"Hiç şüphesiz Allah, kocana itaat ettiğin için seni de, babanı da
bağışladı." [13]
Hz. Ali (a.s): "Kadınlarınızın en hayırlısı eşlerine en çok mihriban
ve çocuklarına en çok merhametli olan kimsedir." [14]
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Müslüman bir erkek, İslam'dan sonra, kendisine
baktığında huzur bulan, emrettiğinde itaat eden ve gıyabında onun (haysiyetini)
ve malını koruyan Müslüman bir eşten daha iyi bir (nimet) ve fayda elde
etmemiştir." [15]
İmam Sadık (a.s): "Saliha bir kadın, salih olmayan bin erkekten daha
hayırlıdır. Hangi kadın, kendi eşine yedi gün hizmet ederse, Allah onun yüzüne
cehennemin yedi kapısını kapatır ve cennetin sekiz kapısını açar; hangisinden
isterse içeri girer." [16]
Evet Allah-u Teala'nın kadınlara inayet ve lütfü bu kadar büyüktür. Elbette
ki bütün bunlarda, başta iman ve ihlas şarttır. Yani Müslüman kadın bütün
bunları Allah rızasını kazanma niyetiyle yaparsa tabii ki bu sevapları alır.
Buraya kadar Allah-u Teala'nın kadınlara olan lütuf ve inayetini gördük.
Şimdi madalyonun diğer yüzüne bakıp kadınları bekleyen bazı tehlikelerden ve
Allah korusun, vazifelerini yerine getirmedikleri ve İlahi ölçüleri dikkate
almadıkları takdirde yüklenecekleri vebal ve katlanmaları gereken kötü
sonuçlardan biraz bahsedelim ki inşaallah o tehlikelerden kendilerini
koruyabilsinler Allah'ın yardımıyla.
İmam Cafer-i Sadık (a.s)'dan şöyle rivayet edilmiştir: "Bir kadın
eşine, 'Ben senin yüzünden bir hayır görmedim." derse, hiç şüphesiz ameli
boşa çıkar ve yok olur." [17]
Resul-i Ekrem (s.a.a) şöyle buyurmuştur: "Bir kadın, diliyle kocasına
eziyet ederse, onu kendisinden razı edinceye kadar, Allah onun hiçbir tevbesini,
keffaretini ve iyi amelini kabul etmez; hatta gündüzlerini oruç ve gecelerini
ibadetle geçirse dahi." [18]
Yine şöyle buyurmuştur Efendimiz (s.a.a): "Hangi kadın kocasıyla
müdara etmez ve onu güç yetiremeyeceği şeylere mecbur kılarsa, onun hiçbir iyi
ameli kabul olmaz ve (tevbe etmeden ölürse,) Allah'ı gazaplandırdığı halde onun
huzuruna varır." [19]
Yine şöyle uyarmaktadır hanımları: "Bir kadın, kocasının yatağını
(haklı bir mazereti olmadan, küs bir şekilde) terk eder ve (başka bir yerde)
sabahlarsa, sabah açılıncaya kadar melekler ona lanet okur." [20]
Bir başka hadis yine yüce Resulullah (s.a.a)'den, şöyle buyurmuştur:
"Bir kadın, kocasının hakkını eda etmediği müddetçe, Allah'ın da hakkını
eda etmiş olamaz." [21]
Allah Resulü'nün (s.a.a) ettiği dualardan biriside şudur: "Allah'ım,
ihtiyarlık çağım gelmeden beni ihtiyarlatacak kadından sana sığınırım."
[22]
İmam Musa-i Kazım (a.s)'a kocasını gazaplandıran kadının durumu sorulunca,
şöyle buyurduğu nakledilmiştir: "Kocası ondan razı oluncaya kadar, günahkar
sayılır."[23]
Elbette bunları burada aktarırken, "Erkek, başına buyruk, istediği her
türlü haksızlığı eşine karşı yapabilir." diye bir şeyi söylemekten ve
düşünmekten bile Allah'a sığınırız. O ayrı bir konudur ve erkek yaptığı en
küçük haksızlığın bile karşılığını Adil Allah'ın adalet mahkemesinde bulur;
eğer eşini kendisinden razı etmezse. Bizim burada muhatabımız kadınlar olduğu
için, onlara özgü vazifelerini ve İlahi uyarıları aktarmaya çalışıyoruz. Allah
kadın-erkek cümlemize rızası doğrultusunda hareket edebilmeği nasip buyursun.
Amin!
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Allah, (kendilerini) erkeklere benzeten
kadınları ve kadınlara (kendilerini) benzeten erkekleri lanetlemiştir."
[24]
Resul-i Ekrem (s.a.a) kızı Hz. Fatıma'ya (s.a) hitaben şöyle buyurmuştur:
"Ey Fatıma, her hangi bir kadın güzel bir şekilde süslenir ve güzel bir
elbiseyle evinden çıkarak insanların dikkatini üzerinde toplar ve kendisine
bakmalarını sağlarsa, yedi göğün ve yerlerin melekleri ona lanet eder ve ölüp
de cehenneme girinceye kadar, Allah'ın gazabına mazhar olur. (Elbette tevbe
edip dönüş yapar ve bir daha tekrarlamazsa o başka.)" [25]
İmam Sadık (a.s): "Bir insanın alçalıp rezil olması için, onu meşhur
edecek (yani başkalarının dikkatini üzerinde yoğunlaştırıp, parmakla
gösterilecek duruma getirecek) bir elbise giymesi yeterlidir." [26]
Hz. Ali (a.s) şöyle buyurmaktadır: "Kalın olan (vücudu göstermeyen)
elbiseler giyin; zira elbisesi ince olanın dini de ince (gevşek) olur."
[27]
Hz. Ali (a.s) Resul-i Ekrem (s.a.a)'den şöyle duyduğunu naklediyor:
"Zamanların en kötüsü olan ve kıyametin yaklaştığı bir zaman olan
ahırüz-zamanda, bir çok kadınlar olacak ki örtülü oldukları halde çıplaktırlar;
süslerini gösterirler; dinden çıkıp fitnelere girerler; şehvetlere yönelirler;
nefsani lezzetlere koşarlar ve haramları mubah kılarlar. Onlar cehenneme girip
orada ebedi olarak kalacaklardır. (Bütün bunlar tevbe edilmediği takdirdedir
tabi.)" [28]
Bir hadiste şöyle geçmektedir: "Allah Resulü (s.a.a), kadınları
dışarıya çıkarken başkalarının dikkatini üzerinde toplayacak elbiseler
giymekten ve ses çıkaracak takılar takmaktan nehyetmiştir." [29]
Resul-i Ekrem (s.a.a)'den yine şöyle rivayet edilmiştir: "Kadın zarar
görmeye müsait bir varlıktır; şeytan onun yanı başını kesiverir. (Onun için ya
dışarıya çıkmamalı, yada çıktığında çok dikkatli olmalıdır.)" [30]
Hz. Emir-ül Mû'minin (a.s): "Güzelliğin zekatı, iffetli ve hayalı
olmaktır." [31]
Yine şöyle buyurmuştur: "Haya ve iffet iman adabındandır; hür
insanların özelliği ve iyi insanların sıfatıdır." [32]
Evet haya ve iffet kadın-erkek bütün insanlar için önemlidir ve iman ve
hürriyetin bir simgesi durumundadır; ancak kadınların taşıdığı tabii ve
fiziksel yapılarından ve insanları etkileyecek özelliklerinden dolayı, haya ve
iffet onlarda daha bir önem taşımaktadır. Bu yüzden de Allah Resulü (s.a.a)'den
şöyle rivayet edilmiştir: "Haya, on kısma ayrılmıştır; bunların dokuz
kısmı kadınlara, bir kısmı ise erkeklere verilmiştir." [33]
Evet kadının iffetli ve hayalı olması toplumun iffetli ve selametli olması
demektir; ama Allah korusun, kadının iffetsizliği toplumun kötülüklere ve
fesada sürüklenmesi ve selametini kaybetmesi demektir. İşte bu hakikat dikkate
alınarak, bazı hadislerde "Kadın şeytanın bir tuzağıdır"[34] tabiri
kullanılmıştır. Bu sözden maksat kadının yerilmesi ve kötülenmesi değil, onun
çok dikkatli olması ve şeytanın bir tuzağı haline gelmekten kendisini koruyup
kollaması gerektiğidir. Aksi halde hem kendisi, hem de toplumu fesada
sürüklemesi kaçınılmaz olur. Nasıl ki maalesef günümüzde büyük ölçüde öğle
olmuştur. Allah kadın-erkek cümlemizi, şeytanın ve nefsimizin şerrinden
korusun. Amin!
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kim namahrem bir kadınla tokalaşırsa, Allah-u
Teala'yı gazaplandırır." [35]
Şimdi bir bu hadisi şerifi dikkate alın; birde bazılarının getirdiği
bahaneleri. Eğer tokalaşmazsak ne derler? Aman kırılırlar, küser öfkelenirler,
gerici derler. Hadi bakalım, Allah'ın gazabını almak, azabını hak etmek mi daha
önemlidir, yoksa neye kızıp neye öfkeleneceklerini bilmeyen, bir gün dost bir
gün düşman olan, zayıf ve zavallı mahlukatın rıza ve gazabını kazanmak mı?!
Karar sizin!
İmam Cafer-i Sadık (a.s): "Hiç bir kadının, evinden dışarı çıkarken
elbisesine güzel koku sürmemesi gerekir." [36]
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Bir kadın kocasından başkası için güzel koku
sürünürse; cenabetinden yıkandığı gibi yıkanıp o kokuyu vücudundan
temizlemediği müddetçe namazı kabul olmaz." (Yani o namaz boynundaki
vazifeyi kaldırsa da, o namazdan sevap almaz.) [37]
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kadının kocasından başkası için güzel koku
sürünmesi, ateş ve zilleti satın alması demektir." [38]
Evet bu hadislerin ne demek istediği ve neden bu kadar bu meselelere
dinimizde önem verildiği açıktır. Zira kadın ve erkek Allah'ın belirlediği
ölçüler dahilinde hareket ederlerse, bir taraftan toplum her türlü fesad ve
şaibeden uzak kalırlar; diğer taraftan aile ortamında karı-kocalar birbirlerine
daha çok ısınır ve bağlanırlar ve tabii ihtiyaçlarını Allah-u Teala'nın helal
kıldığı sınırlar dahilinde bertaraf ederler. Bugün, ailelerdeki
huzursuzlukların büyük bir kısmı işte bu İlahi ikazların dikkate alınmamasından
kaynaklanmıyor mu?!
İmam Bakır (a.s): "Kadının (aile ortamında) kendini bakımsız tutması
yakışmaz; boynuna asacağı bir kolyeyle, eline süreceği birazcık kınayla da
olsa, kendisini süssüz ve ziynetsiz bırakmasın." [39]
İmam Cafer-i Sadık (a.s): "Sizin en iyi kadınlarınız, kokusu güzel ve
yemeği (yemek yapması) güzel olan kimsedir..." [40]
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Üç (ses) perdeleri yırtarak, Allah-u Teala'nın
huzuruna varır; (Allah'ı hoşnut eder). -Âlimlerin kalemlerinin sesi,
mücahidlerin ayak sesleri, iffetli kadınların iplik dokuma, elbise dikme
sesleri."[41]
İşte zahirde önemsiz gözüken, ama kadınların yapı ve tabiatına uygun
şeylerle uğraşmasının Allah katındaki önemi. Elbette hadiste söylenen şey bir
örnek olarak verilmiştir.
Biz bu bölümü yine uyarı niteliğini taşıyan birkaç hadisle noktalıyoruz;
Resul-i Ekrem (s.a.a): "En kötü kadınlarınız, hayadan yoksun,
(kocasına karşı) dili uzun ve ağzı bozuk olan kimsedir." [42]
Bir başka hadisinde şöyle buyurmaktadır Efendimiz (s.a.a):
"Kadınlarınızın en kötüsü, temizliğine dikkat etmeyen, inatçı ve (kocasına
karşı) asi olan kimsedir."[43]
Yine şöyle buyurmaktadır: "Kadınlarınızın en kötülerinden birisi,
kötülükten kaçınmayan, kinci olan kimsedir." [44]
[1]- Müstedrek-ül Vesail, C.2, S.614
[2]- Vesail-üş Şia, C.15 S.105
[3]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 45391
[4]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 45400
[5] Men La Yahzurh-ul Fakih, C. 3, S.561
[6]- El-Kafi, C.5, S.325
[7]- Bihar-ül Envar, C.100, S.252
[8] El-Mizan, C. 4 S. 350
[9] Nehc-ül Fesaha, S. 205 HadiS. 1022
[10] Nehc-ül Fesaha, S. 592 HadiS. 2892
[11] Vesail-üş Şia C. 14 S. 17
[12] Mekarim-ül Ahlak, S. 245
[13]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.442
[14]- El-Kafi
[15]- Vesail-üş Şia, C.14, S.23
[16]- Vesail-üş Şia, C.14, S.15
[17]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.440
[18]- Bihar-ül Envar, C.103, S.244
[19]- Bihar-ül Envar, C.100, S.244
[20]- Nehc-ül Fesaha, S.36, Hadis: 187
[21]- Mekarim-ül Ahlak, S.247
[22]- Kısar-ul Cümel, C.2, S.256
[23]- Kısar-ul Cümel, C.2, S. 258
[24]- Nehc-ül Fesaha, S.474, Hadis: 2234
[25]- Şehab-ül Ahbar
[26]- Bihar-ül Envar, C.78, S.252
[27]- Bihar-ül Envar, C.79, S. 298
[28]- Mirat-ün Nisa, S.130
[29]- Müstedrek-ül Vesail, C.14, S.280
[30]- Mizan-ül Hikme, C.2, S.259
[31]- Gurer-ul Hikem
[32]- Gurer-ul Hikem
[33]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 5769
[34]- Nehc-ül Fesaha, C.1, S.635
[35]- Simay-ı Banevan, S.49
[36]- El-Kafi, C. 5, S. 519
[37]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.440
[38]- Nehc-ül Fesaha, C.1, S.36
[39]- Vesail-üş Şia, C.14, S. 118
[40]- Vesail-üş Şia, C.14, S. 15
[41]- Şehab-ül Ahbar
[42]- Bihar-ül Envar, C.103, S.240
[43]- Vesail-üş Şia, C.14, S.9
[44]- Müstedrek-ül Vesail, C.14, S.165
UR",% �'s s �l ��
-ansi-language: TR'>Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kim namahrem bir kadınla
tokalaşırsa, Allah-u Teala'yı gazaplandırır." [35]
Şimdi bir bu hadisi şerifi dikkate alın; birde bazılarının getirdiği
bahaneleri. Eğer tokalaşmazsak ne derler? Aman kırılırlar, küser öfkelenirler,
gerici derler. Hadi bakalım, Allah'ın gazabını almak, azabını hak etmek mi daha
önemlidir, yoksa neye kızıp neye öfkeleneceklerini bilmeyen, bir gün dost bir
gün düşman olan, zayıf ve zavallı mahlukatın rıza ve gazabını kazanmak mı?!
Karar sizin!
İmam Cafer-i Sadık (a.s): "Hiç bir kadının, evinden dışarı çıkarken
elbisesine güzel koku sürmemesi gerekir." [36]
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Bir kadın kocasından başkası için güzel koku
sürünürse; cenabetinden yıkandığı gibi yıkanıp o kokuyu vücudundan
temizlemediği müddetçe namazı kabul olmaz." (Yani o namaz boynundaki
vazifeyi kaldırsa da, o namazdan sevap almaz.) [37]
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Kadının kocasından başkası için güzel koku
sürünmesi, ateş ve zilleti satın alması demektir." [38]
Evet bu hadislerin ne demek istediği ve neden bu kadar bu meselelere
dinimizde önem verildiği açıktır. Zira kadın ve erkek Allah'ın belirlediği
ölçüler dahilinde hareket ederlerse, bir taraftan toplum her türlü fesad ve
şaibeden uzak kalırlar; diğer taraftan aile ortamında karı-kocalar birbirlerine
daha çok ısınır ve bağlanırlar ve tabii ihtiyaçlarını Allah-u Teala'nın helal
kıldığı sınırlar dahilinde bertaraf ederler. Bugün, ailelerdeki
huzursuzlukların büyük bir kısmı işte bu İlahi ikazların dikkate alınmamasından
kaynaklanmıyor mu?!
İmam Bakır (a.s): "Kadının (aile ortamında) kendini bakımsız tutması
yakışmaz; boynuna asacağı bir kolyeyle, eline süreceği birazcık kınayla da
olsa, kendisini süssüz ve ziynetsiz bırakmasın." [39]
İmam Cafer-i Sadık (a.s): "Sizin en iyi kadınlarınız, kokusu güzel ve
yemeği (yemek yapması) güzel olan kimsedir..." [40]
Resul-i Ekrem (s.a.a): "Üç (ses) perdeleri yırtarak, Allah-u Teala'nın
huzuruna varır; (Allah'ı hoşnut eder). -Âlimlerin kalemlerinin sesi,
mücahidlerin ayak sesleri, iffetli kadınların iplik dokuma, elbise dikme
sesleri."[41]
İşte zahirde önemsiz gözüken, ama kadınların yapı ve tabiatına uygun
şeylerle uğraşmasının Allah katındaki önemi. Elbette hadiste söylenen şey bir
örnek olarak verilmiştir.
Biz bu bölümü yine uyarı niteliğini taşıyan birkaç hadisle noktalıyoruz;
Resul-i Ekrem (s.a.a): "En kötü kadınlarınız, hayadan yoksun,
(kocasına karşı) dili uzun ve ağzı bozuk olan kimsedir." [42]
Bir başka hadisinde şöyle buyurmaktadır Efendimiz (s.a.a):
"Kadınlarınızın en kötüsü, temizliğine dikkat etmeyen, inatçı ve (kocasına
karşı) asi olan kimsedir."[43]
Yine şöyle buyurmaktadır: "Kadınlarınızın en kötülerinden birisi,
kötülükten kaçınmayan, kinci olan kimsedir." [44]
[1]- Müstedrek-ül Vesail, C.2, S.614
[2]- Vesail-üş Şia, C.15 S.105
[3]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 45391
[4]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 45400
[5] Men La Yahzurh-ul Fakih, C. 3, S.561
[6]- El-Kafi, C.5, S.325
[7]- Bihar-ül Envar, C.100, S.252
[8] El-Mizan, C. 4 S. 350
[9] Nehc-ül Fesaha, S. 205 HadiS. 1022
[10] Nehc-ül Fesaha, S. 592 HadiS. 2892
[11] Vesail-üş Şia C. 14 S. 17
[12] Mekarim-ül Ahlak, S. 245
[13]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.442
[14]- El-Kafi
[15]- Vesail-üş Şia, C.14, S.23
[16]- Vesail-üş Şia, C.14, S.15
[17]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.440
[18]- Bihar-ül Envar, C.103, S.244
[19]- Bihar-ül Envar, C.100, S.244
[20]- Nehc-ül Fesaha, S.36, Hadis: 187
[21]- Mekarim-ül Ahlak, S.247
[22]- Kısar-ul Cümel, C.2, S.256
[23]- Kısar-ul Cümel, C.2, S. 258
[24]- Nehc-ül Fesaha, S.474, Hadis: 2234
[25]- Şehab-ül Ahbar
[26]- Bihar-ül Envar, C.78, S.252
[27]- Bihar-ül Envar, C.79, S. 298
[28]- Mirat-ün Nisa, S.130
[29]- Müstedrek-ül Vesail, C.14, S.280
[30]- Mizan-ül Hikme, C.2, S.259
[31]- Gurer-ul Hikem
[32]- Gurer-ul Hikem
[33]- Kenz-ül Ummal, Hadis: 5769
[34]- Nehc-ül Fesaha, C.1, S.635
[35]- Simay-ı Banevan, S.49
[36]- El-Kafi, C. 5, S. 519
[37]- Men La Yahzurh-ul Fakih, C.3, S.440
[38]- Nehc-ül Fesaha, C.1, S.36
[39]- Vesail-üş Şia, C.14, S. 118
[40]- Vesail-üş Şia, C.14, S. 15
[41]- Şehab-ül Ahbar
[42]- Bihar-ül Envar, C.103, S.240
[43]- Vesail-üş Şia, C.14, S.9
[44]- Müstedrek-ül Vesail, C.14, S.165
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder